birlikte çalışma resmi

EVET, JAPONLAR DEĞiL BiZ iCAT ETTiK!

tarla
01.03.2016

Her girişimin bir öyküsü var… Apple’ın kurucusu Steve Jobs ve arkadaşları ile birlikte hayatımıza “garaj projesi” olarak yerleşti bu öyküler. Kimileri dünyanın dört bir yanına ulaştı, kimileri yarı yolda kaldı. Üretime gücü yetmeyen teknolojisini sattı, dev şirketlerin gölgesinde kaldı. Aşağıda hikayesini okuyacağınız şirket de iyi örneklerden biri. Geçtiğimiz ay alanındaki dünya devlerinden Metito ile teknoloji lisanslama anlaşması imzalayan Biopipe çoktan uluslararası bir başarı öyküsüne dönüştü bile…
Sinem Köseoğlu

Enes Kutluca ve Enver Mısırlı… Birbirinden ayrı formasyonlarda iki genç girişimci, genç işadamı demek daha doğru. Kutluca’nın dahiyane projesi, Mısırlı’nın ticari zekası ve uluslararası networkü ile buluşmuş sonra da Japon Mistubishi’nin ana hissedarı olduğu Metito ile ortak girişim anlaşması imzalanmış. İyi de bu gençler Metito’nun ortaklık teklif edeceği ne gibi bir teknoloji geliştirmiş olabilirler, değil mi? Çok basit; boru… Dünyanın ilk atıksu arıtma borusu olan Biopipe. Çevre mühendisi bir öğrencinin geliştirdiği dünyanın en ekonomik, doğayla dost ve sürdürülebilir atık su arıtma projesi Asya ve Afrika’da her eve girmeyi hedefliyor. Yüksek maliyeti olan kanalizasyon sistemleri kurmaya ve büyük atıksu arıtma tesisleri inşa etmeye alternatif olmayı amaçlayan Biopipe’ın 55 ülkede patenti çoktan alındı bile…

Başlangıç öykülerini anlatan genç ortaklar Biopipe ile her park ve bahçenin sulanabileceği ve her atık suyu geri kazandırabileceği farklı bir dünya olacağını söylüyor. “Dünya su kaynakları tükenirken, gelecekte su savaşları beklenirken yeni petrol su olacak gibi” diyor Enver Mısırlı. Benzer bazı çevresel sorunların bu tarz ticari girişimlerle çözülebileceği konusunda da oldukça ümitli. Biopipe’ın bir start-up olarak en önemli tarafı ise teknoloji ithal eden değil, ihraç eden konumda olması ve dev bir şirketle yaptığı anlaşmada aynı özgül ağırlığa sahip bir konumda tüm sürece taraf olması. Yani teknoloji satıp geri çekilen, sıçrama hamlesi yarım kalan bir start-up değil, karar verici statüde. Söz konusu ortaklık İngiliz hukukuna göre yazılmış. Yabancı ortaktan hem kar payı, hem de ciro payı alınacak. İki ortak anlaşmanın başarısını “Teknolojinin değerini doğru bir şekilde anlatabildik. Onlar da vizyonları sayesinde bunu anlamış oldu. Beş yıl içerisindeyse dünyadaki piyasayı genişletmek istiyoruz. Sadece ihtiyacı olan veya devlet zorunluluğu nedeni ile değil; her kullanıcının çevresel ve ekonomik nedenlerle atık suyunu arıtmasını, bu suyun tekrar kullanılması alışkanlığının kazanılmasını istiyoruz” şeklinde açıklıyor.

Enes Kutluca ise “Bizim için teknoloji lisanslama da bir seçenekti. Ama biz daha farklı bir model kurduk. Bu model başarılı olursa, küresel bir model olacak, hatta belki Harvard’da okutulacak. Başta avukatlar da buna karşı çıktı. Biz hem teknolojiyi transfer ediyoruz, hem de lisanslıyoruz. Ama aynı zamanda bütün operasyonda yer alıyoruz. Yani ortaklık ve lisanslama arasında bir model bulmuş olduk. Ne kadar büyük partnerden bahsedersek bahsedelim; kimse bu teknolojiyi bizden daha iyi pazarlayamaz diye düşünüyoruz” diyor.

JAPONLAR İCAT EDEMEDİ DE SİZ Mİ…

Sadece “boru” deyip geçmeyin. Atık suyun arıtılmasını bu denli sade bir metotla geliştiren projenin inovasyon ve teknik kısmı bilimsel makalelere konu olabilecek derecede üst düzey. Teknik detayları bir kenara bırakırsak genç girişimci Kutluca ve Mısırlı ilginç bir anektotla aslında çok da kolay olmayan serüvenlerini özetliyor. Projenin daha en başlarında, ellerinde teşhir edebilecekleri fiziksel prototip azken, Bodrum’da oldukça bilinen bir otel zincirinin kapısını çalıyor. Otelin üst düzey yöneticisi genç girişimcileri dinledikten sonra aynen şu cümleyi kuruyor: Bunu Koreliler, Japonlar, Amerikalılar icat edemedi de siz mi icat ettiniz? Böyle birşeyin mümkün olabileceğini hiç sanmıyorum! Enver Mısırlı “belki kurumsal bazı hatalar yapmış olabiliriz işin güvenilirliğini ortaya koymak adına, işin çok başındaydık” diyor ama iki ortağın bugün en çok istediği şey aynı yöneticinin gözlerinin içine bakarak şunu söylemek: Japonlar icat edemedi ama biz kendilerine bu teknolojiyi transfer ediyoruz.